.::gönul dostu::.

Kal Deseydin Kalacaktım... Demedin Oysa..

28/12/2009 • Kategori: Video

Sercan Taşkıran-Şirin Şahin

Dost musun?

12/12/2009 • Kategori: Dostluk

 

 

Dost musun?
Öyleyse canın canımdır...
Aynan olmalıyım...
Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi...
Hem sakınmadan, mertçe...
Hani bilirsin, esirgemem lâfımı,
Ne şekil gelirse, öylece...
Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama,
Seni de dupduru isterim karşımda...
Dostsan,
Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden!
Arkamdan şikayetlenme!...
Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme!
Lâf değil, icraat beklerim senden!
Öyle bak ki, hislerini görebileyim...
Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim...
Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı!
Dil dönerken söylenmeli her şey...
Kulak duyarken anlatılmalı...
Göz bakarken bakmalıyım sana...
Can sağ iken sarılmalı...
Keşkelere meydan vermemeli hayatım,
Pişmanlıklarla yoğrulmamalı....
Hayır!
Dirime selâm vermeyen,
Ölüme de fazla yaklaşmasın!
Dostsan, ölmemi bekleme!
Haklıysam, yaşarken savun beni!
Yaşarken yanımda ol!
İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan!
Ve inanmamışsan, sakın rol yapma!
Her söylediğimi onaylaman şart değil...
Her yaptığımı beğenmen de gerekmez...
Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma!
Yadırgayabilirsin beni,
Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma...
Kandırmanı aslâ kabul edemem!
Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama,
Beni, bana sormadan yargılama!
Her yediğimiz aynı olmaz belki,
Her dakikamız birlikte geçmez...
Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de,
Ağladığında seninle birlikte oturup ağlarım...
Belki her çağırdığında gelemem fakat
Derdine ortak ararsan, koşarım...
Ben de herkes gibi insanım elbet,
Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok!
Senin işin bu değil!
Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında...

Dostsan,
Küçümsemeden, küfretmeden,
Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma...
Dinlenmek istediğinde, hiç düşünme, sana özel bir limanım,
ama...
Yorulduğum zamanlarda,
Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına...
Seni bir çocuk kadar saf sevebilirim
Ve bir deli kadar art niyetsiz...
Uğruna seve seve hesabı şaşırırım...
Görmezden gelebilirim yanlışlarını...
Başkaları enayilik sayabilir,
Başkaları akılsızlığıma yorabilir,
Bunları dert bile etmem, ama,
Sen, aslında aptal olmadığımı,
Her an, tekrar tekrar hatırla!
Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma!
Seviyorsan, cimrilik etme, söyle!
Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla,
Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum!
Neyse, o olmalı insan...
Kendisi olmaktan korkmamalı!
Kendisi olmaktan kaçmamalı!
Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama,
Ben olduğum için bırakırsan beni,
Yas da tutmam arkandan!
Bedel mi?
Ödemeyeceksen çıkma yola!
İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin...
Kendince küser barışır, kendi kendini yersin!
Dostsan, mevsimince yağ...
Kışsan kar ol, güzsen yağmur...
Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem,
Senden, ille de bahar olmanı beklemem, ama,
Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma...
Belki de çok geldi bunca talep...
Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma...
Sana fazla geldiğim ilk anda,
Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin...
Geçip gidebilirsin, borçluluk hissetmeden...
Mutlaka bir açıklama da beklemem senden, ama
Gitmeye davranırsam bir gün,
Sen de karşımda set olma!
Dost musun?
Öyleyse, canın canımdır,
Yoluna baş koymaya hazırım ya,
Başını da yollarımda isterim, unutma

Pollyannalarda Ağlarmış..

28/10/2009 • Kategori: Anlamli Yazilar



Pollyanna varmış hep gülermiş bir oyun oynarmış.Pollyanna hiç ağlamazmış!
Herşeyden bir mutluluk çıkartır en berbat şeylere de kötünün de kötüsü var dermiş.


Masallarla yaşar hayallerle coşarmış.
Masum bir gülüşü varmış Pollyanna nın... Hiç birşey eskitemezmiş o çocuk gülüşünü...


Bir gün gelmiş ki hayat türlü türlü oyunlarına bir yenisini eklemiş .
Derken bir yenisi derken ...
Hayat çekilmez günlerse hiç bitmez olmuş bu dünyanın karmaşalı dolantılarında.
Çözdükçe bir yenisi eklenmiş düğüme...
Bir yeni ilmek bir yeni düğüm derken... Kocaman bir halat olmuş dertler...
Uzamış boylu boyunca uzaklara.Her bir kaybedişte bir tel düşmüş saçlarından...


Hergün biraz daha eksilmiş Pollyanna nın çocuk gülüşü...
İnanmaz olmuş masallara ihtişamlı bulutlara gökyüzüne insanlara...
Umut diye birşey kalmamış ki içinde! Vazgeçmiş Pollyanna artık birşeylere körü körüne bağlanmaktan
Vazgeçmiş birşeyleri daha iyi kılmaktan ve vazgeçmiş Pollyanna bir gün iyiliğe koşmaktan.Kötü olmamış ama
Tüm iyi dileklerini de kaybetmiş hayata karşı ...
Kuşların uçması kelebeğin kanat çırpması bir kedinin yumağıyla
oynaması artık onu sevindirebilecek kadar değerli değilmiş.
Anlamını kaybetmiş herşey
tamam gülüyormuş Pollyanna ama evinin dış duvarlarını görmüş birgün...
Karşılaşmış işte hayatın bitmek bilmeyen bitirişleriyle!Kum saattinin kumları dökülüyormuş birer birer...


Tarihe aldırmadan.Ne çabukda geçiyormuş hayat denen koca boşluk ...
Bu güne kadar ne kadar dolu doluymuş oysa günler ne kadar anlamlı.Ya da mutluluk muydu neydi bu oyunun adı?


Nasıl olmuşta balonlar sönmüş ? Ya da her önüne gelen bir iğne mi dürtmüş Pollyannanın balonlarına da patlamış
hepsi ? Kırmızı olan...
Evet kırmızı olan onun sevdiğiymiş oysa ki ... Adı : Gülümsemek ...
Sonra Mor olan geliyormuş sırada Adı : İyilik birde siyah olan varmış tüm karanlığa inat adını aydınlık koymuş


Her siyahta bir aydınlık vardır.Siyahın adına leke sürülmesin diye... Ve turuncu varmış kocaman en sevdiklerindenmiş
o da ... Adı : ümit etmek ...
Ve bugün olmuş kalmamış uçacak bir balon... Bir renk ne de bir ahenk ...
Artık büyümüş Pollyanna ...


Anlıyor insan aslında o bir hayal kahramanı ve nasıl ki "Do" ile "Re" nin arasına giremez ise
"La" ve "Do" ne kadar kalın ise "Si" den ve diyezler ne kadar aykırı geliyor ise kulağaSu nasıl akıyor güneş nasıl doğudan
başlayıpda batıdan batıyorsa her gün.Bu kadar gerçekmiş herşey ve bu kadar hayalmiş dünya.Oldukça masalmış düşler...
Ve şarkılar anlatmazmış gerçeği oysa...


En batmaz denilen gemiler bile batar biliyorum ki Pollyannalarda ağlar !

İYİLeR ERKeN ÖLüR..

25/10/2009 • Kategori: Anlamli Yazilar

İyiler erken ölür birini ay çağırır, öbürünü denizler, bir diğerini uçurumlar; iyiler hissederler önce, iyiliklerine bu hayatta yer olmadığını. Bu hayatın kötülere, çıkarcı ve acımasız olanlara göre düzenlendiğini hissederler....

Acı verir onlara iyi kalplerini karanlık bir yerde gizlice terk etmek. Ne kadar acı verse de onlara ait olmayan bu dünyayı herkesten daha çok ciddiye alırlar bu yüzden. Belki gizlice fark eder, belki gizlice unutmak isteriz. Çünkü onlar gözlerimize bakarlar. Gözlerimizde gözlerimizi ararlar. Hiç umut yok mu, der gibi bakarlar. Kanayan bir özlemle bakarlar. Çünkü onlar için en kötüsü bile bile yaşamaktır. Ve asıl acısı kendilerine yar olmayan bu dünyada yaşıyor gibi yapmaktır onlar için. Yaşamadan yaşıyormuş gibi yapmak.

Geride kalanlar bilmese de iyilerin incitilmiş kalpleriyle yaşadıklarını. Sonunda iyiler erken ölür.

Erken ölmüş görünseler de, bu dünyada en çok bekleyen iyilerdir. En derinlerinde yaşamak beklemektir onlar için. Çevrelerinde hep acele eden insanlar vardır oysa. Hep isteyen, hep arzulayan, hep başarmak derdinde olan... Soluk soluğa, telaşlı, hoyrat.

Oysa iyiler kendilerinden ne istenirse karşılıksız verirler. Dostluklarını, zamanlarını, ışıklarını gerekirse bedenlerini, enerjilerini. Bu dünyanın kendilerine yar olmadığını ve olmayacağını anladıkça hesap sorarcasına, karşısındakini biraz olsun sarsabilmek için ve çoğu kez hayatlarını yok sayarcasına verirler. Ama ne yaparlarsa yapsınlar horlanmaktan kurtulamazlar.

Bu dünyanın en zavallı, en güçsüz kötüsü bile iyinin kokusunu alır. Hisseder onun başka yere ait sonsuz bir misafir olduğunu. Hissedince izin verir içindeki cellada.

Oysa iyilerin kurbanı başkaları değil sadece kendileridir. İçlerindeki dinmek bilmeyen acı işte buradan gelir. Bazen öyle çok severler ki, kendilerini bile kimsesiz bırakırlar. Kendilerini en çok derin ve öksüz bir acıyla hatırlarlar bu yüzden. Bir gönül yıpranmasıyla.

Yaptıkları her eylemin, söyledikleri her sözün onları biraz daha kirlettiğini, biraz daha aşağı çektiğini bildikleri halde, bilmezlikten gelirler. Bu dünyaya, bu hayata duydukları her umudun, yaptıkları her eylemin, söyledikleri her sözün, içlerindeki acıyı biraz daha dilsiz, biraz daha kimsesiz ve çıplak bıraktığını bildikleri halde bilmezden gelirler.

Bu boşuna inanış kendilerine duydukları o derin kırgınlık olarak geri döner sonu da. Hayat değildir, suçlu olan bu binler yıl önce koyulmuş olan insanlık yasaları da değil. Bir suçu varsa, olması gerekiyorsa bu yine kendileridir. Böyle hissetmeye ikna ederler kendilerini...

Yinede geride kalanlar bilmeseler de onların incitilmiş kalpleri sayesinde yaşadıklarını, iyiler erken ölür.......

YüReĞiMi BiR GüL ÇiZDi

21/10/2009 • Kategori: Anlamli Yazilar




Gülün dikeni battı dün parmağıma, ve hala
gülümseyerek bakıyorum parmağımdaki küçük sıyrığa...
kızamadım...
çünkü gülün dikeni batmadan önce şükretmiştim;
" Ya Rabbi, ne kadar güzel yaratmışsın " demiştim.
Kızamadım, çünkü bir
dakika önce güzel kokusunu sineme çekmiştim,
bakmaya kıyamamıs
dokusuna hayran kalmıştım, çünkü
batmadan önce yüreğime koymuş
onu sevmiştim...
dikenini unutmuş muydum?
unutmuştum dikenini...
unutmuştum iste....
acıtmayayım diye dokunmaya çekindiğim gül,
ince ve derin bir yara
açmıştı parmağıma...
gülümsedim yarayada...
süzülen iki damla kanada...
çünkü o yarayı açan bakmaya kıyamadiğım
o güldü...
sevdiklerimizin yüreğimizde actıkları yaralarda
aslında o gülün açtigi yara
gibi değil miydi...??
ince ve derin bir yara...
aslında çok önemsiz gibi görünse de her
kımıldadiğinizda yüreğinizi
inceden sızlatan bir yara...
ama dostlarınız o yarayı açmadan önce
siz
muhabbet dolu kokularını
sineye çekmiştiniz, zamanı,
mekanı ve kalbinızı paylaşmıştınız...
yarayı açmadan önce siz onları
kalbinize koymuştunuz...
kızabilirmıydınız...??
kızamazdınız elbet...
sevdiklerimizin açtıkları yaralarda
o gülün açtiği yara gibi ince ve derin...
ama yârimiz o yarayı açmadan önce biz
şükretmistik, kokusunu sinemize
çekmis, bakmaya kıyamamıştık...
dikenini unutmuş muyduk...??
unutmuştuk tabi...
ama biz gülümsemeliyiz yaraya...
belki süzülen iki damla kanada...
gülümsemeliyiz işte....
çünkü o yarayı açmadan önce biz onu
KALBİMİZE
koymuştuk ve sevmiştik...

Önceki ::